Mert Elit

Mert Elit @chris

Koronavirüse Karşı Bağışıklık Sistemi Nasıl Savaşır?

Herkesin koronavirüs ya da coronavirüs olarak adlandırdığı Covid-19, Şiddetli Akut Solunum Sendromuna yol açan bir koronavirüs türüdür.

Virüsler gerçek canlılar değillerdir, sadece genetik malzeme ve bir kaç protein çevresinde oluşmuş bir gövdeden meydana gelirler. Virüsler sadece yaşayan bir hücreye bağlandıklarında çoğalmak gibi canlılara özgü hareketleri gerçekleştirebilirler.

Covid - 19’un yayılma yolu öksürme esnasında etrafa yayılan damlacıklar ile, veya hasta bir kişinin solunum sıvılarına dokunduktan sonra bireyin kendi ağzına, burnuna, gözlerine ya da yüzüne dokunması ile gerçekleşir.

Akciğerlerin içi milyarlarca epitel hücresi ile kaplıdır. Bunlar vücudun sınır hücreleridir. Koronavirüs, genetik materyalini enjekte etmek için kurban hücrenin zarındaki belirli bir reseptöre bağlanır.

Olanlardan habersiz hücre, bu genetik koddan kendisine gelen kopyala ve yeniden birleştir talimatlarını uygulamaya başlar.

Hücre daha fazlasını yapamayana kadar içinde koronavirüs üretmeye devam eder ve en sonunda eriyerek etrafa çevre hücrelere saldıran yeni koronavirüs parçaları salar. Bu enfekte hücrelerin sayısını katlayarak arttırır. Günler içerisinde milyonlarca hücre bu şekilde enfekte olabilir.

Koronavirüsün asıl tehdidi ise burada başlar. Bağışıklık sistemi, bireyi korurken aynı zamanda birey için oldukça tehlikeli olabilir ve bu yüzden vücut içinde çok sıkı denetlenir.

Bağışıklık hücreleri içinde bulunan bir yabancı virüsü algıladıklarında bu hücrenin imha olması için gerekli adımları atar. Ancak koronavirüsün yeni olması nedeniyle bağışıklık sisteminin arşivinde onu kolaylıkla tanımasını sağlayacak bilgiler mevcut değildir.

Bağışıklık hücreleri çoğunlukla sitokin adı verilen küçük bilgi proteinleri yoluyla iletişim kurarlar. Neredeyse her önemli bağışıklık reaksiyonu bu proteinler tarafından kontrol edilir. Coronavirus, bağışıklık hücrelerinin aşırı tepki vermesine neden olabilir.

Bağışıklık sistemi ve olması gerekenden daha fazla hücre gönderir, kaynaklarını boşa harcar ve hasta olanların yanı sıra sağlam hücrelerin de öldürülmesine yol açar, bu da çevredeki akciğer dokusunun ölmesine yol açar. Bu durum geri dönüşü olmayacak kalıcı hasara yol açabilir.

Çoğu vakada bağışıklık sistemi yavaş yavaş kontrolü tekrar kazanır. Enfekte hücreleri öldürür, yenilerini enfekte etmeye çalışan virüsleri yakalar ve imha eder. Ancak özellikle sigara kullanımı, geçmişte geçirilen bir hastalık, hali hazırda olan bir tıbbi sorun veya bir otoimmun sorunu olan bireylerde bu bağışıklık sistemi çok daha büyük zorluklarla karşılacaktır.

Bu aşamadan itibaren akciğerlerin koruyucu astarı olan epitel hücrelerin büyük bir kısmının kaybolmuş olması, daha derinde bulunan ve nefes almaya yarayan küçük hava keselerinin normalde sorun yaratmayacak bakteriler tarafından enfekte olmaya açık bir hale gelmesine yol açar. Bu hastalarda zatürre görülmesine ve solunum zorluğu görülmesine yol açar.

Bu durumdaki hastaların nefes alabilmeleri için solunum cihazına ihtiyacı vardır. Haftalardır tam kapasite savaşan ve milyonlarca antiviral silah üreten bağışıklık sistemi bu bakterilerin çoğalması ile zorlanmaya başlar.

Bu sonucun engellenmesi ve Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 hastalığından en az hasar ve kayıpla çıkılması için bağışıklık sistemini güçlü tutmak şarttır.

Koronavirüse Karşı Sağlıklı Bir Bağışıklık Sistemi Geliştirme Adımları

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için alınabilecek tek bir hap veya ilaç yoktur. Bunun yerine, bu sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemek, hayat boyunca bağışıklığı geliştirmeye yardımcı olacaktır.

Egzersiz


Bunun için atılması gereken ilk adım egzersiz yapmaktır. En kolay egzersiz yolu ise şartlar uygun olduğu zamanlarda yürüyüşe çıkmaktır. Ancak koronavirüs önlemleri dahilinde dışarı çıkmanın uygun olmadığı zamanlarda ev içerisinde sürdürülecek ısınma hareketleri de benzeri bir işlevi görecektir.

Hareketsiz bir hayat tarzı kişiyi halsiz hissettirir ve bağışıklık sistemini durgunlaştırır. Uzmanlar haftada üç defa nabzı hızlandıracak egzersiz yapmanın bağışıklığı arttırdığını belirtmektedir.

Yapılan araştırmalar sonucunda egzersiz yapan kişilerin, egzersiz yapmayan bireylerden daha iyi işleyen akyuvarlara sahip olduğunu göstermektedir.

Egzersiz yaparken doğal olarak salgılanan ve beyni olumlu yönde etkileyen endorfin hormonları ağrıları hafifletir ve stres atarak rahat uyumaya yardımcı olur.

Doğru Beslenme


Bağışıklık sisteminin iyi çalışması için sağlıklı ve doğru beslenme şarttır. Boş kaloriler ile dolu bir diyet sadece kilo almaya yol açmakla kalmaz, aynı zamanda vücudu enfeksiyonlara daha yatkın hale getirir.

Aşırı kilolu olmak aynı zamanda kendiliğinden bağışıklık sistemini zayıflatacak bir dizi sağlık problemine yol açar. Mikropların özellikle şeker sevmesi nedeniyle alkol ve şekerli besinlerden kaçınılması gereklidir.

Dengeli bir diyet ise enfeksiyona karşı direnci artırabilir. Koyu yeşil, kırmızı, sarı ve turuncu meyveler ile sebzeler antioksidanlarla doludur.

Portakal, mandalina, ayva, elma, kırmızı üzüm, lahana, karnabahar, brokoli, soğan, ıspanak, tatlı patates ve havuç gibi meyve ve sebzeler tercih edilmelidir.

Bir kısmı ülkemizde çok yaygın kullanılmamakla birlikte ay çekirdeği, badem, kefir, kırmızı dolmalık biber, koyu bitter çikolata, yaban mersini, yeşil çay, zencefil ve zerdeçal gibi besinler içerdikleri antioksidanlar ve vitamin türleri ile bağışıklık sisteminin ihtiyacı olan desteği sağlayabilir..

Düzenli Uyku

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için yeterli uyku çok önemlidir. Uykusuzluk sadece gün boyunca yorgunluğa neden olmakla kalmaz, aynı zamanda bireyi hastalıklara ve virüslere karşı savunmasız bırakır.

Uzun süreli devam eden az uykunun obezite ve diyabet gibi diğer sağlık sorunları riskini de arttırdığı çeşitli araştırmalar sırasında gözlemlenmiştir. Yapılan araştırmalarda gecede en az yedi saat uyumanın bulaşıcı hastalıklara karşı direnci artırdığı görülmüştür.

Stres Yönetimi

Sürekli stresli olmaktan kaçınmak gereklidir. Vücut sürekli gergin olduğunda sürekli salgılanan kortizol ve adrenalin gibi stres ile ilişkili hormonlar bağışıklık sistemini zayıflatır.

Kronik stres aynı zamanda kalp hastalıkları ve hipertansiyon yani yüksek tansiyon ile bağlantılıdır. Bireyler bunun için stresi yönetecek bir sakinleşme ve dinginleşme yöntemi kullanılmalı, günlük sorunlardan bir süreliğine bile olsa uzaklaşmak için kendisine zaman ayırmalıdır. Aynı zamanda insanlar ile güçlü ilişkileri sürdürmek önemlidir.

Hijyen


Kişisel hijyene dikkat etmek bağışıklık sisteminin kaçınılabilir antijenler ile çatışmaya girmesini ve bu nedenle yorularak kaynaklarını tüketmesini engeller. Bunun için özellikle el ve ağız temizliğinde doğru temizlik kurallarının uygulanması hayati önem taşımaktadır.

20 saniye süresince sabun ile elleri ve sonrasında ağız çevresini sabunla temizlemek, koronavirüsün bulunan yağ çeperini eriterek etkisiz hale gelmesini sağlar. Bir çok mikrop türü bu basit önlem karşısında hiçbir savunmaya sahip değildir.

Sigara

Koronavirüs ile başa çıkabilecek kadar sağlam bir bağışıklık sistemi için sigara, aşırı alkol kullanımı ve uyuşturucu gibi alışkanlıklardan uzak durmak zorunludur. Özellikle sigara kullanımı akciğerlerde sürekli hasarın bulunmasına yol açtığı için koronavirüsün bağışıklık sistemini aşmasını kolaylaştıracaktır.
En sık 4-12 aylık bebeklerde görülmekle birlikte tüm yaşlarda görülebilir. Bol çilek jölesi şeklinde kanama ve kramplar tarzında zaman zaman gelen karın ağrıları ile birliktedir. Çocuk gaita yapmaz ya da yapınca da parlak kırmızı ve cıvık kıvamda kanlı yapar.

Bir kabızlık ya da sıklıkla ishal sorası da görülebilir. Ağrılar arasında çocuk başlangıçta sakindir. Ancak erken fark edilmezse önce kusma ve karın şişliği; giderek ateş ve düşkünlük tabloya eklenir. Su kaybı nedeniyle hasta ileri derecede halsizdir.

Bağırsakların birbiri içine eldiven parmağı ya da dürbün gibi girmesi olarak tarif edilebilir. Nedeni genellikle belli değildir. Daha büyük çocuklarda bu duruma küçük bağırsak urları (polip), kitleler ve doğuştan gelen bazı yapılar (divertikül gibi) yol açabilmektedir.

Tedavi Yöntemleri

Öncelikle hastanın genel durumu düzeltilmeli, sıvı ve elektrolit kayıpları yerine konulur. Tedavi üç aşamalıdır. Birinci aşama ile başlanır ve bu aşamada tedavi edilemeyen hastaya ikinci aşama, yeterli gelmezse üçüncü aşama tedaviye geçilmelidir.

Birinci Aşama (Ameliyatsız-Nonoperatif Tedavi)

İç içe geçmiş olan bağırsağın bu durumdan kurtarılmasına yönelik işlemleri içerir. Öncelikle anal yoldan verilecek sıvı ya da havanın sağlanan basınçla içteki barsağın çeşitli görüntüleme yöntemleri kılavuzluğunda geri çıkarılması denenir.

En sık uygulanan yöntem ultrasonografi ile izlenirken anüsten serum verilerek yapılmasıdır. Erken dönemde (ilk 24-48 saat) gelen hastaların % 85-90’ı bu yöntemle tedavi edilebilir. Tedavi sağlanamazsa ve hastanın durumu uygun ise yeniden denenebilir. Bu yöntemle başarı sağlanamazsa hasta ameliyat edilmelidir.

İkinci Aşama (Ameliyat)

Ameliyatsız tedavinin başarısız olması durumunda ya da belirtilerin başlamasının üzerinden uzun süre geçmişse doğrudan ameliyat yapılır. Ameliyatta bağırsaklar elle düzeltilir.

Üçüncü Aşama (Ameliyat)

Ameliyatta elle düzeltme denemesi de başarısızlıkla sonuçlanırsa etkilenmiş bağırsak bölümü çıkarılarak bağırsaklar yeniden uç uca dikilir. Bu durum gecikmiş hastalarda daha sık meydana gelir.


#Bebeklerdebağırsaktıkanıklığıbelirtileri
#Bebeklerdebağırsaklarıniçiçegeçmesi
#İncebağırsaktıkanıklığı
#Bağırsaktıkanmasıöldürürmü
#İncebağırsaktıkanmasıtedavisi
#Bağırsakdüğümlenmesiölümcülmüdür
#Yalancıbağırsaktıkanıklığı
#Yetişkinlerdebağırsakdüğümlenmesibelirtileri

B12 Vitamini Eksikliği

(id: 319)

19 Eylül 2020, Cumartesi 10:30

B12 Vitamini Eksikliği

Vücut içerisinde B12 vitamini seviyesi çok azaldığında ortaya çıkan duruma B12 eksikliği denilir. Bu durum geri döndürülemez nörolojik sorunlara yol açabilir. İnsan vücudu dört yıl yeterli olacak kadar B12 vitaminini depolayabilir ve fazla, istenmeyen kısmını idrar ile dışarı atar.

B12 vitamini hayvan etinde doğal olarak bulunur ve sağlıklı bir diyetle B12 eksikliği belirtilerinden kolayca kaçınmak mümkündür. Ancak çeşitli nedenlerle et tüketmeyen insanlar ek B12 vitamini takviyesi alabilirler. Bu vitamin endüstriyel olarak sadece bakteriyel fermantasyon sentezi ile üretilebilir.

B12 Vitamini Nedir?

B12 vitamini suda çözünebilen, DNA sentezinde, yağ asitleri ve amino asitlerin vücut içinde kullanımında oynadığı rol sayesinde vücut içerisindeki hemen her hücrenin ihtiyaç duyduğu bir B vitamini türüdür.

Sinir sisteminin sağlığı, beyin fonksiyonları ve alyuvarların üretimi için gereklidir. Kobalamin, B12 vitamininin bir diğer adıdır. B12 vitamini, en büyük ve yapısal olarak en karmaşık vitamindir.

Vitaminler genel olarak ya vücut tarafından hiç üretilmeyen ya da olumsuz sağlık sonuçlarını veya hastalıkları önlemek için yetersiz miktarda üretilebilen temel besinlerdir. Bu sebeple uygun beslenmeyle ve sadece tıbbi açıdan gerekli olduğu durumlarda vitamin takviyeleriyle vücuda vitamin sağlamak gereklidir.


B12 Vitaminin Yararları Nelerdir?

B12 vitamini, beynin ve sinir düzeneğinin normal fonksiyonunu sürdürmesi için defa önemlidir. Ayrı olarak alyuvarların teşekkülünde ehemmiyetli tek rol oynar. DNA'nın oluşturulmasına ve düzenlenmesine yardımcı olur.

Vücuttaki derhal her hücrenin metabolizması, yağ asitlerinin sentezinde ve enerji imalatında rol oynayan B12 vitaminine bağlıdır. B12 vitamini, insan bedeninin folik asidi emmesine yardımcı olarak depolanan enerjinin salınmasını sağlar.

İnsan bedeni derhal her dakika daimi milyonlarca eritrosit hücresi üretir. Bu hücrelerin çoğalması için B12 vitamini gereklidir. B12 vitamini seviyeleri defa düşükse eritrosit hücrelerinin üretimi azalır. Eritrosit hücresi adedinin düşmesi düşerse anemiye yol açar.

Yapılan incelemeler neticeninde 14 yaş üzerindeki fertlerin gün içerisinde 2, 4 mikrogram (mcg) B12 vitamini tüketmeleri tavsiye edilmektedir. Gebe bayanlarda bu oran 2.6 mikrogram iken anne sütü ile bebek bebeklerini emziren bayanlarda bu oran 2.8 mikrograma çıkmaktadır. Aşırı B12 vitamini alımı toksik ya da zararı dokunabilecek nitelikler göstermemiştir. Bunun yanında vitamin takviyesi almaya başlamadan evvel her vakit hekime başvurulmalıdır.

B12 Vitamini Nelerde Bulunur?

B12 Vitaminini çoğu gıda kaynağından elde edebilirsiniz. B12 Vitamini et defa hayvansal dolayı gıdalarda bulunur. Bitkilerde olmadığı için vegan tipi beslenen kişilerin, beslenmelerine ilgi etmesi gerekmektedir.
B12 eksikliğinin yol açtığı bağışıklık düzeneğinin zayıflaması, unutkanlık gibi bellek sorunları ve kansızlık gibi haller için hayvansal besin tüketmeyen şahıslar destek ürünlerden faydalanabilmektedir.

B12 Vitamininin en fazla yer aldığı gıdalar ise;
Et
Süt
Yumurta
Peyniralık gibi hayvansal besinlerdir.

Belirtiler

B12 Vitamini Eksikliği Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

B12 vitamini eksikliği, vücut tarafından yeterli B12 vitamini alınmadığında ortaya çıkar. Özellikle sinir sistemi ve beyinde geri dönüşümsüz ve potansiyel olarak ciddi hasara yol açabilir. Normalden biraz daha düşük B12 vitamini seviyeleri bile depresyon, akıl karışıklığı, hafıza problemleri ve yorgunluk gibi eksiklik semptomlarını tetikleyebilir. Bununla birlikte, bu semptomlar tek başına B12 vitamini eksikliği tanısını koymaya yetecek kadar belirleyici değildir.

Bazı ilaçlar B12 vitamini ile etkileşime girebilir. Bunlar arasında metformin, proton pompası inhibitörleri ve sıklıkla peptik ülser hastalığı için kullanılan h2 reseptör agonistleri bulunur. Bu ilaçlar B12 vitamini emilimini engelleyebilir. Antibiyotik kloramfenikol veya kloromisetin B12 takviyesi alan bireylerde kırmızı kan hücresi üretimini etkileyebilir.

B12 vitamini eksikliğinin diğer belirtileri arasında iştahsızlık, kabızlık, ve kilo kaybı görülür. Eksiklik semptomları şiddetlendiğinde el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma gibi nörolojik değişiklikler gerçekleşebilir ve bazı vakalarda hareket ederken denge daha zor korunur.

B12 vitamini eksikliği olan bebeklerde yüz titremeleri, refleks problemleri, beslenme zorlukları, tahriş görülebilir. Eğer eksiklik tedavi edilmezse büyüme problemleri gibi olağandışı durumlar ortaya çıkabilir.

B12 vitamini eksikliği ciddi bir kalıcı sinir ve beyin hasarı riski taşır. B12 vitamini yetersiz olan bireylerde psikoz, mani ve bunama gibi durumların gelişme riski daha yüksektir.

Yetersiz B12 vitamini de anemiye, yani kansızlığa neden olabilir. Aneminin en yaygın belirtileri arasında yorgunluk, nefes darlığı ve düzensiz kalp atışı bulunmaktadır. Anemi durumuna sahip bireyler dil ya da ağız ağrısı, beklenmedik kilo kaybı, soluk veya sararmış cilt, ishal ile adet sorunları ile karşılaşabilirler.

B12 vitamini eksikliği ayrıca vücudu enfeksiyonların etkilerine daha duyarlı hale getirir. B12 vitamini eksikliği anemisi ile folat eksikliği anemisi sıklıkla birlikte görülür ve ayırt edilmeleri zor olabilir. Bu durumların tedavisi B12 vitamini enjeksiyonları ve folik asit haplarını içerebilir.

Kimler B12 Eksikliği Riski Taşır?

Diyetlerinde hayvansal gıda bulunmayan kişiler, B12 vitamini eksikliği riskiyle karşı karşıyadır. Hamilelik süreci ve sonrasında emzirme dönemi vegan beslenmeden kaynaklanan B12 eksikliğini kötüleştirebilir. Bitki kaynaklı gıdalar, insan sağlığını korumak için yeterli B12 vitamini içermezler.

Pernisiyöz anemisi olan bireylerde B12 vitamini eksikliği görülebilir.. Pernisiyöz anemisi kanı etkileyen bir bağışıklık sistemi hastalığıdır ve midede vücudun B12 vitaminini emmesine izin veren bir protein olan intrinsik faktörünün (IF) yeterli miktarda bulunmamasına neden olur.

İnce bağırsağı cerrahi olarak kısaltılmış bireyler gibi ince bağırsak problemleri olanlar bulunur. Bu nedenle B12 vitamini vücut tarafından yeterli miktarda emilmeyebilir.

Besinlerin emiliminin azalmasına neden olan gastrit, çölyak hastalığı ve inflamatuar bağırsak hastalığı da B12 eksikliğine yol açabilir. Kronik alkolizm etkisi altında olan bireyler de aynı nedenle B12 vitamini eksikliği yaşayabilir.

B12 Vitamin Takviyesi

Bazı bireyler normal hayvansal gıda kaynaklarından B12 vitamini emmekte zorluk çeker ve takviye almaları gerekebilir. Takviyeler ağızdan veya burun spreyi ile alınabilir.

Bununla birlikte, ağızdan alınan takviyeler genellikle eksiklik durumunun giderilmesinde yardımcı olmaz. Bu tür vakalarda B12 vitamini doğrudan vücuda enjekte edilebilir. Bazı soya sütü markaları ve kahvaltılık tahıllar B vitamini ile takviye edilir.

Veganlar, diyetlerinde B12'yi doğal olarak sağlayan hayvan ürünleri bulundurmadığı için, B12 eksikliğini önlemek üzere takviye alabilirler. Bu özellikle hamilelik ve emzirme döneminde önemlidir. Ancak B12 takviyesi böbrek hastalığı olan kişiler için önerilmez.


#B12vitaminieksikliğiBELİRTİLERİ
#b12eksikliğinelereyolaçar
#B12vitaminihapı
#B12vitaminifaydaları
#B12vitaminiFiyat
#Dvitaminieksikliği
#Dvitaminieksikliğibelirtileri
#B12vitamineksikliğitedaviedilmezseneolur

Orqun şu an "beta" sürümüyle yayındadır. Karşılaştığınız aksaklıklar ya da önerileriniz için İletişim sayfamızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.