Osman Kars

Osman Kars @gars

Ayak Mantarı

(id: 318)

17 Eylül 2020, Perşembe 16:44

Ayaklarda kaşıntı ve parlak kırmızı döküntülere neden olan bir mantar enfeksiyonudur. Soyulma, kızarıklık, kaşınma, yanma, su toplama ve yaralara neden olur. Ayak mantar enfeksiyonu sık görülen ve aynı zamanda bulaşıcı olan bir deri hastalığıdır. En sık genç ve erişkin erkeklerde rastlanılan bu durum, kadınlarda ve 12 yaş altı çocuklarda da görülebilmektedir. Ayak mantarının tetikleyici faktörleri şu şekilde sıralanabilir:

-Nemli ve sıcak ortamlar
-Duştan sonra ayakları kurutmamak
-Sıkı, kapalı ayakkabı giymek
-Halka açık havuzlarda ve soyunma odalarında koruyucu ayakkabı giyilmemesi
-Kuaför salonlarında ortak kullanılan pedikür seti gibi araçlar
-Bağışıklığın düşük olması
-Diyabetli kişiler

Türleri Nelerdir?

Parmak Arası Mantarı (İntertriginöz)

Parmak ağı enfeksiyonu olarak da adlandırılan tipi ayak mantarının en yaygın türüdür. Genellikle en küçük ayak parmakların arasında oluşur. Bu tür ayak mantarı kaşınma, yanma, pullanma ve ayak tabanına yayılan enfeksiyona neden olabilir.

Makosen (Hiperkerotik)

Bu türü ise ayaklarda tahriş, kuruluk, kaşınma veya derinin pullanmasına neden olur. Mantar tedavi edilmediği takdirde deri kalınlaşır ve yarılır. Bu enfeksiyon ayak tabanının tümüne ve ayak kenarlarına yayılabilir.

Kabarcıklı (Vezikülobüllöz)

En az görülen ayak mantarı türüdür. Bu durum, genelde ayağın altında yer alan derinin su toplaması ve kabarcıkların aniden patlamasıyla oluşur. Tedavi edilmediği takdir ise ayak parmakları arasında, tabanında, ayağın alt veya üst kısmında da oluşabilirler.

Belirtiler

Ayak mantarı belirtileri, ayağın herhangi bir yerinde olabilir. Ancak en yaygın olarak ayak parmakları veya ayak parmakları arasında olabilir. Belirtileri ise;

-Kırmızı döküntü
-Ayakta kaşıntı
-Yanma hissi
-Kırık, pullu cilt
-Hoş olmayan koku
-Ayak tabanlarında kepeklenme
-Ayakta içi su toplamış yaralar

Erken tanı konulup tedavi edilmezse tırnaklara sıçrayabilir. Ayrıca deri bütünlüğü bozulduğu için dışarıdan giren bakteriler nedeniyle selülit (cilt enfeksiyonu) ve lenfanjit (lenf damarı enfeksiyonu) gibi daha şiddetli ikincil enfeksiyonlara yol açabilirler. Mantar enfeksiyonu çok kolay bulaşabileceği için, bu enfeksiyona sahip kişilerle aynı havlu veya terliklerin kullanılmaması gereklidir.

Tedavi Yöntemleri

Mantar enfeksiyonunun tanısı fizik muayene ile konulur. Bazı durumlarda ise deri döküntüsünden kazıntı yapılarak mikroskop altında incelenir ve kesin tanı konulur. Erken teşhis edilen mantar enfeksiyonunun tedavisi deri üstüne sürülen kremlerle yapılabilir. Mantar enfeksiyonu inatçı bir hastalık olduğu için tekrarlama olasılığı oldukça yüksektir.

İleri dönem mantar enfeksiyonlarındaysa, krem tedavisinde kesin bir sonuç alınamayabilir. Bu vakalarda ağızdan alınan mantar ilaçları önerilebilir. Tırnak tutulumu durumunda tedavi güçleşmekte ve en az 3 ay mantar öldürücü ilaç ve 1 yıl tırnak cilası kullanılması gerekmektedir.

Uzun süreli tedavilerde hastanın ilaçları düzenli olarak kullanması çok önemlidir. Eğer tedavi erken kesilirse tekrarlama ve mantarın direnci gelişebilmektedir. Geç tanı konulmuş kronik vakalarda ikincil bakteriyel enfeksiyon eklenmiş ise, kişi hastanede yatırılarak damar yolu ile antibiyotik tedavisi uygulanabilir.

Mantar enfeksiyonunu önlemek için yapılması gerekenler:

-Ayakların günlük olarak bakımının yapılması
-Spor merkezlerinde, evde ya da ortak kullanım alanlarında ıslak zeminlere çıplak ayak ile basılmaması
-Ortak terlik ve havlu kullanılmaması
-Duş aldıktan sonra ayakların çok iyi kurutulması
-Özellikle yaz aylarında uzun süre boyunca sıkı ayakkabı giyilmemesi
-Sık örülü pamuklu ve ter çeken çoraplar giyilmesi
-Çorapların günlük değiştirilmesi
-Pedikür setinin kişiye özel olması,
-Ayak ve ayakkabılara günlük mantar önleyici pudra spreyler sıkılması.

#Kabarcıklıayakmantarı
#Elveayakmantarıbitkiseltedavi
#Ayakmantarıekşi
#Hamilelikteayakmantarı
#Ayakmantarıilacıeczane
#Ayakmantarısirke
#Askerdeayakmantarı
#Ayakmantarıenfeksiyonu

Atelektazi

(id: 317)

17 Eylül 2020, Perşembe 16:38

Atelektazi, fiziksel bir tıkayıcı nedeniyle akciğerin tamamı veya bir kısmına hava gidememesi ve sonuç olarak ilgili akciğerin veya kısmının şişememesi olarak tanımlanabilecek bir hastalıktır.

Akciğerlerimiz soluk borusunu (trakea) takiben dallanma benzeri bronş sistemiyle devam eden borular ve alveol adı verilen, gaz değişiminin gerçekleştiği nihai kesecikler ile sonlanır.

Bronşların mukus tıkaçları, bronş içi tümörler ve yabancı cisimler nedeniyle içeriden kapanması veya bronş dışı tümör, genişlemiş damarlar veya büyümüş lenf düğümleri gibi sebeplerle dış bası nedeniyle kapanması sonucunda ilgili bronşun bağlı bulunduğu akciğer kısımlarına hava ulaşamaz ve bu kısımlar solunuma katılamaz.

Bunların yanı sıra, sigara kullanımının ciddi bir risk olduğu atelektazi hastalığı kimi ameliyatlar ve çeşitli göğüs hastalıkları sonrasında da ortaya çıkabilmektedir.

Belirtiler

Atelektazi herhangi bir bulgu göstermeyebileceği gibi, kendisine eşlik eden veya sebep olan hastalıkların belirtileriyle beraber aşağıdaki şekilde ortaya çıkabilir:

-Nefes darlığı
-Hava açlığı
-Hızlı ve yüzeyel soluma
-Uzun süreli öksürük
-Hırıltı

Tanı Yöntemleri

Detaylı bir tıbbi öykü ve muayenenin ardından hekiminiz tanıyı netleştirmek için aşağıdaki gibi kimi tetkiklere başvurabilir:

Akciğer Röntgeni

Atelektazinin saptanmasında genelde ilk kullanılan tetkiktir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT)

Akciğerin detaylı görüntülenmesi sağlanarak atelektazinin akciğerin hangi kısmını etkilediği tespit edilebilir.

Arteriyel Kan Gazı

Bu testi, kanda oksijen, karbondioksit ve bir takım bileşenlerin miktarını kontrol eder ve kanın asitlik düzeyini saptar. Solunum sıkıntısının derecesini tayin etmek için kullanılır.

Bronkoskopi

Ana solunum yolları ve bronşlara gönderilen bir kamera ile bronş sistemindeki darlık ve tıkanıklıkların tespit edilmesini sağlar.

#Akciğeratelektazisebepleri
#Relaksasyonatelektazisi
#Adezivatelektazi
#Yenidoğanatelektazi
#Rezorbsiyonatelektazisi
#Yuvarlakatelektazi
#Atelektazikansermidir
#Atelektazipnömotoraksfarkı

Aşırı Terleme Ve Tedavisi

(id: 316)

17 Eylül 2020, Perşembe 16:33

Aşırı terleme, ter bezlerinin aşırı çalışmasına bağlı olarak deri yüzeyine salgılanan ter miktarının artması olarak tanımlanır. En sık avuç içi, ayak tabanı ve koltuk altlarında görülür. Aşırı terleme tedavisi ise botoks enjeksiyonları uygulanarak bu durumun ortadan kaldırılmasına denir.

Botoks yani Botulinum toksini, sinir uçlarından ter bezlerini uyaran madde salınmasını engeller ve böylece terlemeyi durdurur. Aşırı terleme tedavisinde botoks uygulaması 20 yıldan uzun zamandır kullanılmaktadır.

Uygulamanın Hedefi Nedir?

Uygulamanın hedefi, kişilerin en fazla şikayetçi olduğu, koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanı gibi bölgelerde terlemeyi durdurmaktır. Tedavinin etkisi, enjeksiyonlar yapıldıktan sonra beş ile yedi gün içerisinde ortaya çıkar.

Kimlere Uygulanır?

Tedavi hamileler, emziren anneler ve bazı özel kas-sinir hastalığı olanlar dışında herkese uygulanır.

Nasıl Uygulanır?

Uygulama yapılmadan önce o bölgeye anestezik etkisi olan krem sürülür ve ağrı hissinin azaltılması hedeflenir. Uygulama aşırı terleyen bölgedeki derinin içine özel, ince uçlu iğnelerle yapılır.

Etkisi Ne Kadar Sürer?

Aşırı terlemeye karşı yapılan botoks uygulamalarında genellikle bir seans yeterli olur. Etkisi 6-8 aya kadar devam eder.


#Aşırıterlemetedavisi
#Psikolojikterleme
#Uykudaterleme
#AşırıTERLEMEnasılGeçer
#Hiperhidroznedir
#BaşınaşırıTERLEMEnedenleri
#AşırıTERLEMEiçinhangidoktoragidilir
#Aşırıkalçaterlemesikesintedavisi

Orqun şu an "beta" sürümüyle yayındadır. Karşılaştığınız aksaklıklar ya da önerileriniz için İletişim sayfamızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.