Güney Altun

Güney Altun @lazador

Sadece Yorumlar

Bipolar Bozukluk

(id: 342)

20 Eylül 2020, Pazar 14:10

Bipolar bozukluk, kişinin bir anda kendini çok iyi hissederken, bir süre sonra içine kapanık bir hale gelmesine neden olabilir. Bipolar bozukluk, kişinin manik depresyon tanımına da uyan ruh hallerine bürünmesine sebep olabilir. Bu nedenle hastalığa tanı konma aşamasında, psikologlar tarafından yapılacak değerlendirme büyük önem arz etmektedir.

Bipoların en belirgin özelliği kişinin ruh halinin uçlarda olmasıdır. Bipolar bozukluk en yüksek seviyedeyken kişi hiperaktif bir ruh haline bürünür ve kendini çok mutlu hisseder. Fakat depresyon haline büründüğünde ise dış dünyaya kendini kapatabilir ve hatta intihar eğilimi gösterebilir.

Bipolar bozuklukta duygu durum atakları ileri seviyede değilse eğer yılda birkaç defa meydana gelebilir. Çoğu insan duygu durum bozukluklarını fark edebilirken, ileri seviye bipolar bozukluğu yaşayanların bu durumu kendi kendine fark etmesi zordur.

Bipolar bozukluk genetik aktarımla geçebileceği gibi, sonradan travmalar bağlı olarak da gelişebilmektedir. Depresyondan şikayetiyle doktora giden kişilerin birçoğu gerçekte bipolar bozukluk yaşar.

Nedenleri

Bipolar bozukluğun kesin nedeni bilinmemektedir fakat bir kişinin bipolar tanısı alabilmesi için birçok durumun bir arada geliştiği faktörler olduğu belirtiliyor. Bu faktörler arasında; beyindeki kimyasal dengesizlikler, genetik aktarım ve tetikleyici faktörler yer almaktadır.

Beyindeki kimyasal dengesizlik

Bipolar bozukluğun, beyindeki kimyasal dengesizliklerin sonucu gelişebilir. Beynin fonksiyonlarını kontrol eden kimyasallara nörotransmiterler denir. Bir veya daha fazla nörotransmiterde bir dengesizlik varsa, bipolar bozukluk semptomları gelişebilir.

Genetik

Bipolar bozukluğun, genetiğe bağlı olduğu durumlarda vardır. Ailedeki birinci derece akrabalardan genetik aktarım sonucu kazanım yaşanabiliyor. Anne, baba veya kardeşte bipolar bozukluk olanların doktor kontrolüne gitmesi önerilmektedir. Bununla birlikte, bipolar bozukluktan tek bir gen sorumlu değildir. Bunun yerine, bazı genetik ve çevresel faktörlerin tetikleyici gibi davrandığı düşünülmektedir.

Tetikleyici unsurlar

Stresli bir durumlar veya yaşanan travmalar genellikle bipolar bozukluğu tetikleyici unsurlar arasında yer almaktadır. Bunlar; bir ilişkinin bitişi, fiziksel, cinsel veya duygusal istismar, yakın bir aile üyesinin ya da çok sevilen birinin ölümü veya beyin travmaları da bipolar bozukluğu tetikleyebilir.

Bu tür yaşam değiştirici olaylar, bir insanın hayatında herhangi bir zamanda depresyon dönemlerine neden olabilir.

Belirtiler

Bipolar bozukluk aşırı uç bir durumdur. Bipolar bozukluğa sahip olan bir kişi, mani aşamada olduğunun farkına varamayabilir. Mani dönem geçtikten sonra davranışlarını sorgulama aşaması ortaya çıkmaktadır. Birçok bipolar hastası çevresindeki kişilerin uyarıları ile hastalığı fark edebilirler.

İleri bipolar bozukluğu teşhisi alan bazı kişiler, diğer hastalara göre daha sık ve şiddetli dönemler geçirebilirler. Bu durum kişinin iş hayatını, arkadaşlık, aile ve özel ilişkilerini etkileyebilir.

Bipolar bozukluğu olan kişiler mani ve depresyon dönemlerinde orada olmayan şeyleri görme, duyma veya koklama gibi garip duygular yani halüsinasyonlar yaşayabilirler. Ayrıca diğer insanlara mantıksız görünen şeylere (sanrılara) inanabilirler.

Bu tip semptomlar tıpta psikoz veya psikotik atak olarak bilinir. Bipolar semptomları kişinin ruh halinde ya da davranışlarında öngörülemeyen değişikliklere neden olabilir ve bu durumda kişinin yaşamında ciddi zorluklar yaşamasına neden olabilir.

Bipolar bozukluğun belirtileri ise;

Mani dönemde;

Aşırı neşe

Olayların merkezinde olma duygusu

Hiperaktivite

Geçmişe oranla daha az uyku

Cinsel dürtülerde artış

Aşırı özgüven

Odaklanmada güçlük yaşama

-Halüsinasyon görme
-Hızlı konuşma
-Yaratıcılık
-Alkol ve uyuşturucu kullanımı
-Sabırsızlık
-Sürekli para harcama
-Huzursuzluk gibi duyguların uç noktada yaşanmasıdır.

Depresif dönemde;

-Uzun süre uyuma isteği
-Yorgunluk
-Keyifsizlik
-Olaylara konsantre olmada zorluk çekme
-Suçluluk hissetme
-Umutsuzluk hali
-Sürekli kuşku duyma
-İştahsızlık
-Sanrılar görme
-Uyumada zorluk çekme
-Çevresindeki insanlarla sürekli tartışma hali
-Azalan cinsel istek
-İntihar düşünceleri
-Günlük işleri yerine getirememe şeklinde görülür

Tedavi Yöntemleri

Bipolar bozukluğun tedavi süreci hastanın hekimle olan iş birliği ve aile yakınlarının tedavi sürecindeki destekleri oldukça önemlidir. Atakların ciddi bir bölümünde hasta ne hissettiğini, ne yaşadığını ve kendisinde ne tür değişikliklerin meydana geldiğini fark edemeyebilir. Bipolar bozukluğa sahip bir hasta ileri seviyelere kadar kendi durumundaki değişiklikleri gözlemleyemeyebilir.

Depresif dönemde hasta mutsuzluğundan, hayattan keyif alamamakta sürekli olarak yakınabilir ve hasta bunu anlayamayabilir. Fakat mani dönemde ise sıklıkla çevre tarafından fark edilen bir dönemdir. Bu dönemde atak dönemleri oldukça önemlidir.

Atak dönemlerinde hasta eğer depresif bir dönemdeyse genellikle antidepresanlarla duygu – durum düzenleyici ilaç tedavisi yapılır. Manik dönemde ise eğer psikotik belirtiler eşlik ediyorsa antipsikotiklerden faydalanılabilir.

Bipolar bozukluk atakların dışında kişinin normal hayatını sürdürebildiği bir hastalıktır. Tedavi süreci sadece ataklar geldiği zaman değil, atakların oluşmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Duygu durum dengeleyici ilaçlar bu açıdan oldukça önemlidir.

Bipolar bozukluğa sahip hastalar bir süre sonra kendilerini iyi hissettikleri için ilaç kullanımını bırakmak isteyebilirler. Burada hasta yakınlarının, hastaya yaklaşımı oldukça önemlidir. Hastanın ilaç kullanımını destekleyici söylemlerde ve özellikle hastalığın atakları açısında aile yakınlarının farkındalığının yüksek olması oldukça önemlidir.

#Yaşlılardabipolarbozuklukbelirtileri
#BipolarbozuklukTesti
#Bipolarbozukluktedavisinekadarsürer
#Bipolarbozuklukhastalarıyorumları
#Psikotiközelliklibipolarbozukluk
#Bipolarbozukluğuolanlarevlenebilirmi
#Bipolarbozuklukekşi
Biofeedback, bağırsağın yeniden eğitimini kapsayan davranışsal bir tedavi yöntemidir.

Biofeedback, gaz-gaita tutamama, kabızlık, dışkılama güçlüğü ve de parodoks puborektal (makat kaslarının ve rektumun uygunsuz kasılması) gibi bağırsak fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, cerrahi dışı tedavi seçeneklerinden biri olarak kullanılıyor.

Biofeedback yanlış öğrenilmiş olan ıkınma hareketlerinin doğrusunun öğretilmesi, makat kaslarını güçlendirici egzersizlerin detaylıca anlatılması gibi, bağırsağın yeniden eğitimini kapsayan davranışsal bir tedavi yöntemi olarak biliniyor.
Tek başına yeterli bir tedavi yöntemi olabileceği gibi cerrahi tedavi ile birlikte de uygulanabiliyor. Doğru ıkınma teknikleri özel tekniklerle hastaya gösterilip açıklanıyor.

Bu tekniklerle beraber, sağlıklı bağırsak fonksiyonları için olması gereken diyet ve yaşam tarzı ve makat ve pelvik taban kasları egzersizleri, gastroenteroloji uzmanı veya uzman kontinens hemşiresi tarafından anlatılarak yapılan sözel tarzda biofeedback tedavileri ve bilgisayar programlarıyla yapılan görsel/ işitsel biofeedback tedavileri de uygulanabiliyor.

Bu yöntem ile bağırsak fonksiyon bozukluğu olan hastalıklarda yüzde 70-75 oranında düzelme sağlanabiliyor.

Nasıl Uygulanır?

Makat içine anorektal manometre işlemi yapılan balon katateri yerleştiriliyor.

Hasta özel programların yüklendiği bilgisayarı görebilecek şekilde yalancı tuvalet şeklindeki sandalyeye oturtuluyor. Programın tekniği ve mantığı anlatılarak, hastadan makat kaslarının kasılıp gevşetmesi isteniyor.

Her tedavi seansı yaklaşık 30-45 dakika sürüyor ve ideal tedavi seans sayısı, hastadan hastaya farklılık göstermek kaydıyla ortalama 4-6 seansta bu egzersizler eşliğinde makat kasları ve dışkılama işlemi güçlendirilmeye çalışılıyor.

Beyin Tümörleri

(id: 339)

20 Eylül 2020, Pazar 14:03

Beyin tümörleri, kafatası içinde yerleşen tümörler oldukları için basınç artışına bağlı olarak belirgin belirtiler gösterebiliyor. Şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma en önemli belirtileri arasında sıralanıyor.
Beyin tümörleri, beynin kendi içinde oluşan tümörlerin yanı sıra çevredeki dokulardan kaynaklanan ve kafatası içine doğru büyüyen tümörleri de kapsıyor.

Bazı kanser türlerinde olduğu gibi beyin tümörlerinin neden geliştiği konusunda hala net bir yanıt yok. Ancak beyin tümörü hakkında kesin olarak bilinen şey, her yaş grubunda görülebilmesidir. Dünya nüfusu yaşlandıkça beyin tümörlerinin görülme oranı artıyor.

Beyin tümörleri insanların çoğu kez öğrenmekten bile çekindikleri, ciddi sonuçlara yol açabilen sağlık sorunları arasında sayılıyor. Yaşam kalitesinin ve süresinin düşmesine neden olan beyin tümörlerinde ölüme giden sonuçlar yaşanabiliyor.
Toplumda beyin tümörlerinin görülme oranının giderek sıklaşacağı tahmin ediliyor. Bunun nedeni ise dünya nüfusunun yaşlanması. İlerleyen yaşlarda, beyin tümörlerinin görülme sıklığı artıyor. Bilim insanları gündemine giren bu tahmin nedeniyle dikkatlerini, beyin tümörlerinin tedavisine ve sonrasında yaşam kalitesine odaklanıyor.

Bunları Biliyor musunuz?
Dünya nüfusu yaşlandıkça beyin tümörlerinin görülme oranı artıyor.



Üstelik toplumda beyin tümörlerinin görülme oranı, giderek artıyor. Araştırmalar, her 100 bin kişiden beşinde yeni bir beyin tümörünün geliştiğini gösteriyor. Ancak bilim dünyasında yapılan tahminler, bu oranın giderek daha da artacağını gösteriyor.

Nedeni ise dünya nüfusunun yaşlanması. İlerleyen yaşlarda, beyin tümörlerinin görülme sıklığı artıyor. Bilim insanları gündemine giren bu tahmin nedeniyle dikkatlerini, beyin tümörlerinin tedavisine ve sonrasında yaşam kalitesine odaklanıyor.

Belirtiler

Beyin tümörleri, kafatası içinde yerleşen tümörler oldukları için kafatası içinde basınç artışına bağlı olarak şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi yaygın belirtiler görülebiliyor.

Bunun dışında beynin etkilenen bölgesine göre farklı belirtiler ortaya çıkıyor. Bunlar; sağ veya sol vücut yarısında kuvvetsizlik, uyuşma, yürüme bozukluğu, görme kaybı, işitme kaybı, hafıza bozukluğu, konuşmada güçlük, dengesizlik. Hipofiz bezi tümörlerinde ise; adet düzensizliği, el ve ayaklarda büyüme gibi çeşitli hormonal bozukluklar ortaya çıkabiliyor.

Tanı Yöntemleri

Beyin tümörlerinin tanısında kullanılan görüntüleme yöntemleri; beyin tomografisi ve manyetik rezonans görüntülemedir. Bazı özel tümörlerde beyin tomografisi çok değerli bilgiler vermektedir. Ancak günümüzde beyin tümörü tanısında standart, manyetik rezonans görüntülemedir.

Beynin yapısı, tümörün bulunduğu bölge, bazen tümörün cinsi ile bu tümörden beynin ve sinirlerin ne kadar etkilendiği konusunda ayrıntılı bilgi alınıyor. Bunların dışında anjiyografi, PET gibi farklı bazı yöntemlere de ihtiyaç duyulabiliyor. Bunlarla tümörün kanlanma özellikleri, kötü huylu olup olmadıkları konusunda bilgi elde edilebiliyor.

Tedavi Yöntemleri

Beyin tümörlerinin tedavisinde temel olarak 3 ayrı yöntem kullanılıyor. Bunlar; cerrahi, ilaç tedavisi ve radyasyon tedavisi. Bu yöntemlerden genellikle cerrahi yöntem ön plana çıkıyor. Bunun nedeni; tümörlerin genellikle kafatası içinde beyine baskı yapmaları ve kafa içi basıncı arttırmalarıdır.

Cerrahi Tedavi
Cerrahi tedavide; tümörün çıkartılması, beyin ve sinirlerin rahatlatılması ve tümörün cinsinin saptanması için patolojik inceleme olanağı bulunuyor. Üstelik günümüzde cerrahi tedavilerde son derece büyük ilerlemeler kaydediliyor. Birkaç örnek vermek gerekirse; cerrahi mikroskobun kullanımı bir standart haline gelmiş durumda. Bazı tümörlerin çıkartılmasında intraoperatif MR kullanımı önemli katkılar sağlıyor. Eskiye göre cerrahi girişime bağlı komplikasyonların oranı çok azaldı.

Kemoterapi (ilaçlı tedavi)
İlaçlı tedaviler alanında son yıllarda çok önemli gelişmeler kaydediliyor. Genellikle kötü huylu tümörlerde kullanılan kemoterapiler hastaların yaşam süresini uzatıyor, bazen de tamamen iyileşme sağlıyor. Ancak bazen özellikle hipofiz bezi tümörlerinde olduğu gibi iyi huylu tümörlerde de ilaç tedavilerine ihtiyaç duyuluyor.

Radyasyon (ışın tedavisi)
Radyasyonun beyin tümörlerinde kullanılması çok uzun bir geçmişe sahip. Buna ek olarak radyocerrahi adı verilen Gamma Knife, CyberKnife radyocerrahisi gibi yöntemler de beyin tümörü tedavisinde kullanılabiliyor.

#Gözebaskıyapanbeyintümörleri
#İyihuylubeyintümörübelirtileri
#Beyintümörütedavisi
#Beyintümörüameliyatı
#BeyintümörüÇeşitleri
#Beyintümörütesti
#BeyintümörüÖldürürmü
#Beyintümörübelirtileriekşi

Beyin Pili

(id: 338)

20 Eylül 2020, Pazar 13:59

Beyin pili tedavisinde hastaya ilk olarak beyin MR'ı çekilir. Hastanın bulgularına göre belirlenmiş olan beyin pilinin koyulacağı hedef MR üzerinde belirlenir. Ameliyat sabahı lokal anestezi ile hastanın kafasına çerçeve yerleştirilip Beyin tomografisi çekilir.
Beyin tomografisi ile MR görüntüsü birleştirilerek hedefin koordinatları düzenlenir. Ardından hasta ameliyathaneye alınır ve 2 aşamalı olan bu operasyonun ilk aşaması başlar.

Hasta uyutulmadan, lokal anestezi altında, belirlenen koordinatlara göre uzun çubuklar (elektrod) hedefe yönlendirilir.

Bu aşamada hasta ile konuşularak ilerlenir. Beyindeki hücrelerin sesleri mikroelektrod kayıt ile takip edilerek hedefin doğruluğu teyit edilir. Hastanın bulgularında düzelme görüldüğü alana kalıcı olarak 2 tane elektronik çubuk(elektrot) yerleştirilir.

Ardından hastanın kafasındaki çerçeve çıkarılır. Hasta tamamen uyutulur ve ameliyatın 2. aşamasına geçilir. Yerleştirilmiş olan elektronik çubuklar cilt altından köprücük kemiğinin altına yerleştirilen pil ile uzatma kablosu yardımı ile birleştirilir.

Beyin Pili Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Beyin cerrahisinin uyguladığı birçok ameliyata göre daha az riski mevcuttur. Beyin kanaması, enfeksiyon, damar tıkanıklığı, kol ve bacaklarda güçsüzlük, görmede bozulma, depresyon vb. şeklinde %1-2 oranında gözlenebilir.

Beyin Pilinin Parkinson Hastalığına Nasıl Faydası Olur?

İlaç alımına bağlı görülen, istemsiz kasılmalar(diskinezi) gibi yan etkilerde düzelme görülür. İlaç alımları arasında vücutta ilacın azalmasına bağlı gelişen şiddetli dalgalanmalar azalır. Cerrahi hedefe göre değişmekle birlikte ilaç dozlarında azalma olur.

Beyin Pili Başka Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

-Ailevi titreme bozukluğu (esansiyel tremor),
-Vücudun belli bölgelerinin kasılma hastalığı (distoni),
-Tik rahatsızlığı (Tourette sendromu),
-Takıntı(Obsesif kompulsif bozukluk),
-Depresyon,
-Kronik Ağrı,
-Epilepsi alanında kullanılmaktadır.

Bunların yanında obezite, alzheimer, ilaç bağımlılığı, baş ağrısı gibi hastalıkların tedavisinde beyin pili ile ilgili yapılan çalışmalar dünya çapında devam etmektedir.

Beyin Pili Hastaları Nasıl Takip Edilir?

Ameliyatın ardından nöroloji hekimleri tarafından takip edilerek beyne yerleştirilen elektrotların uzaktan kumanda benzeri bir aletle ayarlaması yapılır.

Beyin Pili Şarj Edilebilir Mi?

Kullanılan ilk beyin pillerinin ömrü ortalama 5 yıl civarında olup gelişen teknoloji ile 25 yıl şarj edilebilir piller geliştirilmiştir. Beyin pilinin güç kaynağı köprücük kemiğinin altındaki alanda bulunur ve pil değişimi esnasında yalnızca bu bölge açılarak kısa sürede yeni batarya ile değiştirilir.

#ParkinsonbeyinpiliameliyatıSGKkarşılıyormu
#Distonibeyinpiliameliyatı
#Alzaymırbeyinpili
#Ankarabeyinpiliameliyatıyapandoktorlar
#Bursabeyinpili
#Beyinpiliameliyatıolanlarforum
#Beyinpiliyaşsınırı

Orqun şu an "beta" sürümüyle yayındadır. Karşılaştığınız aksaklıklar ya da önerileriniz için İletişim sayfamızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.